16 Mayıs 2014 Cuma

Adalet İle İlgili Beyitler

(6/115)- (7/181)- (10/47)
Her zarardan sāye-i ‘adlindedir āsūde halk
İnnehüm ashābün kehfin innehü hısnün hasīn
Fuzûlî
Ol kadar āsūde ālem sāye-i ‘adlinde kim
H˘āb-gāh eyler gazāle pehlu-yı şīr-i neri
Nef’î
Rişte-i ‘adliyle ger bend etmese şirāzesin
Tār u mār olurdu eczā-yı kitāb-ı rüzgār
Nef’i
Cemşīd-i ayş u Dārā-yı dār u gīr
Kisrī-i ‘adl ü ref‘et ü İskender-i zaman
Bâkî
Gözünde güç göricek dil yapışsa nola zülfüne
Ki oldur adl zencīri asılmış tāk-ı Kisrā’dan
İbn-i Kemal
Bir şeh ki eder şer‘ ile kānūnu kārsāz
Zencīr-i adle beste eder şūr u āfeti
Seyyid Vehbi
Milket-i hüsne kākülün yek-ser
Virdi zencīr-i ‘adl ile ziver
Neşâtî
İrdi nesīm-i ma‘delet-i Kisrī-i bahār
Zencīr-i ‘adl çekdi çemenzāra cūy-bār
Bâkî
Meh cebīnün gurra-i ser-levha-i arş-ı berīn
Gün yüzün “Ve’ş Şems”ü hattun ayet-i “Ve’l-ādiyāt”
Haşimi
Cümle mahlūkun görürsin da‘ima ahvālini
On sekiz biñ âlemin rızkın virürsin bî-su‘āl
Cem Sultan
Yok bende bir amel sana şāyeste āh eger
A‘mālime göre vere ‘adlin cezā baña
Fuzūlî
Nām-ı Muhammedi ile ‘adl-i Muhammedi
Dīn-i Muhammedi ne müzeyyen düzetdi Hak
Şeyhî
Atik sıdk u ‘Ömer ‘adl u Mustafa sīret
Alī fütüvvet ü heybette Hamzā-yı sāni
Şeyhî
‘Adl ü dād-ı ‘Ömer ü sıdk u safā-yı sıddık
‘İlm ü irfān-ı Ali hilm ü hayā-yı ‘Osman
Bâkî
Ey ‘Ömer-‘adl ü Ali ‘ilm ü Aristo-hikmet
Ve’y Hızır-dāniş ü Ahmet-reviş ü ‘İsā-dem
Nef’î
Şāhid-i ‘ādil gözüm yaşıyla gönlüm odudur
Ārif olan ma‘cerām anlar güvāhımdan benim
Şeyhî
Da‘vāma yeter şāhid-i ‘ādil bu kasīde
İsbāta eger lāzım ise mazhar-ı ‘ālem
Nef’î
Çün şitā-yi zulmü ma‘dūm eyledi sultān-ı şer‘
‘Adl gülzārında açıldı gül-i hadān-ı şer‘
Hayâlî
Bülbülün kanın alup sürmekden ey şeh yüzüne
Adlün eyyāmında demdür k’ede istiğfār gül
Hayâlî
Şāh-ı ādil devridür var gūşmāl it ey sabā
Bülbüle cevr eylemekden itsün istiğfār gül
Necātî
Şer‘ ile olsa adâlet cârî35
               Bunlarun birisi olmaz târî
Nabi
‘Adl bir makbul tā ‘attir ki kalmaz ecrsiz
‘Ādilin elbette kadrin arttırır Perverdigār
Fuzûlî
Bārgehi mahkeme-i ‘adl ü dād
Dergehi kehfü’l-ümem-i rüzgār
Nef’î
O sultan kim zamān-ı nev-bahār-ı ‘adl-i şāhīde
Yine deryāya rāci bir musaffa nehr-i cūşāndır
Şeyh Galib
Sensin ol hüsn ü letāfet birle cān mülkün tutan
Hem gönüller tahtı üzre ‘adl ile dād eyleyen
Şeyhî
Sen hemān cümle umūrunda adālet eyle
Gayriye mişkil olan sana olur emr-i yesīr
Nef’î
Vere memālik-i rūy-ı zemīne ‘adli şeref
Pür ede dehr-i zamānında inbisāt-ı amīm
Nef’î
Adlünle ider dehr mizacın felek ıslah
Şekkerle virür faide bimara benefşe
Necâtî
Ālemi mamur-u ābād eyledikçe ‘adl ile
Ola hakkında du‘ā-yı müstecāb-ı rūzgār
Nef’î
O sadr-ı kevkebe-güster ki ‘adl içün olmuş
Vücūdu mazhar-ı sırr-ı Celāl-i Rabb-i Rahīm
Nef’î
‘Adli bir gayetde kim devrinde kebg ü şahbāz
Birbirine āşiyānında gelir mihmān olur.
Nef’î
Ki ‘adli her ne irāde ederse hükmünden
Tecāvüz etmege olmaya hergīz imkānı
Nef’î
Hümāyun-pāye Sultan Ahmed-i ‘ādil ki düşmüştür
Zılāl-i sayebān-ı devleti kevn ü mekān üzre
Nef’î
Dāver-i ‘ādil ü ālī-nazar u pāk-nihād
Sāf-der-i pür-dil ü vālā-güher ü sāf-zamir
Nef’î
Şāh-ı ‘ādil Han Murād ol kim nesīm-i ‘adl ile
Lutfı bāg-ı ‘ālemi reşk-i gülistān eyledi
Bâkî
Kapuñda dād umar ey şāh-ı ‘ādil
Dil-i mecnūnı gör dīvāne geldi
Bâkî
Pādişāh-ı ‘ādil ü āli-neseb kim yaraşır
Etse ger serheng ü der-bān Keykubād u Kayseri
Nef’î
‘Adldür asl-ı nizâm-ı âlem
                   ‘Adlsüz saltanat olmaz muhkem
Nabi
Ol cevān-baht ki icrā-yı ‘adālette müdām
Nesāk-i şer iledir emr-i şerīfi tev’em
Fuzûlî
Şehā Fuzûlî-i zārım ki devr-i ‘adlinde
Buka-i emn ü emāndır bana makām u mekān
Fuzûlî
Āb-ı ‘adlünden humārını ider ıslāh mül
Būy-ı hulkundan sudāına kılur tımār gül
Necātî
Ālemi gül gibi handān itdi devr-i devleti
‘Ahd-i ‘adli i‘tidāl-ı māh-ı nīsān eyledi
Bâkî
Nizām-ı ‘adli o gāyetde kim ba‘id degül
İderse destini bālīn-i şir-i ücem
Neşâtî
Adālet-pīşe düstūr-ı cihān kim bīm-i kahrından
Girīzān olmada her kūşeden fitne şitāb üzere
Neşâtî
‘Adālet-pīşe hākān-ı felek-mesned Selīm Hān kim
Olur re’y-i münīri mihre rācih girse mīzāna
Şeyh Galib
Ger olsa münteşīr fermān-ı ‘adli kūh u sahrāya
Uyur āhū-bere zānū-yı şīrān-jiyān üzre
Nef’î
Ger olsa feyz-i hükm-i ‘adl ü dādı ‘āleme şāmil
Ederdi beççe-i kebk-i deri şāhbāz ile bāzı
Nef’î
O şāhenşāh-ı himmet-pīşe ‘adl-endīşe kim re’yi
Sabāhu’l-hayr-ı ikbāl oldu hakka çār erkāna
Şeyh Galib
Hān Selīm-i ma‘delet-pīrā o rūşen-re’y kim
Hak-i pāyı olsa lāyık sürme-i çeşm-i hakīm
Şeyh Galib
Nev nev sipāh īcād eder āheng-i ‘adl ü dād eder
Rūh-ı Resūlü şad eder hakka budur re’y-i ehem
Şeyh Galib
Karşusında ayagın tursın mülūk el baglasun
Kendü çıksın bārgāh-ı ‘adle dīvān eylesün
Bâkî
Sipihr-i izz ü cāha āftāb-ı zerre-perverdir
Serīr-i ‘adl ü dāda dāver-i dindār u dānādır
Nef’î
Hak iki ‘ādil Süleymān hakim etmiş ‘ālem
Evvel ü āhir kılıp sırr-ı ‘adālet āşikār
Fuzûlî
Harīm-i Hak çerāgı saltanāt şem-i şebistānı
Riyāz-ı ‘adl servi evc-i rahmet māh-ı tābānı
Fuzûlî
Sipihri pāk idüp şemşīr-i ‘adli gerd-i zulmetden
Fürūg-ı gevher-i tācı ziyā-bahş ola dünyāda
Neşâtî
‘Adl mīzānına ur bārī rakīb ile Cem‘i
Gör ki cevrüñ sanemā cümle beraber mi çeker
Cem Sultan
Sāhip-kırān denir o hidīv-i müeyyede
Kim ede Mehdī-veş kadem-i ‘adl ile kıyām
Şeyh Galib
Ol şeh-süvār-ı memleket-i ‘adl ü dād kim
Atı öñince olsa revā husrevān revān
Bâkî
Şehr-i dārü’l mülk-i ‘adlin seyr iden ‘āriflere
Hıtta-i ma‘mūre-i ‘ālem dih-i vīrān gelir
Bâkî
Sürūra erdi zaman halkı devr-i ‘adlünde
Elemlü gönlüm ile goncadur hemīn dil-teng
Hayālî
Hüsn-i re’yün āftāb-ı bī-zevāl-i mülk ü dīn
Lutf-ı tab‘uñ nev-bahār-ı bī-hazān-ı ma‘delet
Bâkî
Cihānda ‘adl ü dād u fazl u ihsān
Şeh-i ‘ādil Süleymān Hāne geldi
Bâkî
Adluñ katında cevr ü sitem dād-ı Keykubād
Hışmuñ yanında lutf u kerem kahr-ı Kahramān
Bâkî
Togup gün gibi zerrīn tāc ile burc-ı sa‘adetin
Yitişdi şarktan garba żiyā-yı ‘adl u ihsānı
Bâkî
Nitekim hıtta-i Bagdadı müşerref kılmış
Mazhar-ı merhāmet ü ‘adl Mehemmed Paşa
Fuzûlî
Cihān-ı ‘adl ü kerem āsmān-ı şevket ü şān
Muhit-i ālem-i cūd āftāb-ı evc-i himem
Nef’î
Cenāb-ı Han Selīm-i kār-fermā-yı kerem-mu’tād
Ki oldur himmet ü ‘adli yeniden eyleyen i‘cād
Şeyh Galib
Eyā sultān-ı ālī-himmet ü ser-dār-ı ‘ādil-dil
Ki sensin gevher-i insāf u dürr-i ma‘delet kānı
Fuzûlî
Şeb-çerāg-ı zulmet-i zulm ol vücūd-ı pākdur
Gevherin hakkā ki izhār itdi kān-ı ma‘delet
Bâkî
Revīş-i ‘adldedir mertebe-i kurb u kabūl
‘Adlsiz hākime da‘vā-yı hükümet ne revā
Fuzûlî
‘Adluñ katında cevr ü sitem dād-ı Keykubād
Hışmuñ yanında lutf u kerem kahr-ı Kahramān
Bâkî
Mülk-i hüsnün böyle zālim padişahı olmagıl
Kim sana zālim dese ‘ādil güvāhı olmagıl
Fuzûlî
Cevre māyil olmasın yari İlahî kimsenin
Zulmi ādet eylemesün padişāhı kimsenin
Necātî
Demen kim ‘adli yok yā zulmü çok her hāl ile olsa
Gönül tahtına andan gayrı sultan olmasın yā Rab
Fuzûlî
Hançer-i bi-dād ile kıydun tarahhum itmedün
Neyledün ey çarh-ı zālim neyledün kān eyledün
Neşâtî
Hān Mehemmed şeh-i ‘ādil ki zamān-ı ‘adli
‘İd ü nev-rūz gibi kıldı cihānı tezyīn
Bâkî
Niçün kim zāt-ı pākin mazhar-ı feyz-i ‘adālettir
Bu mülkün her günün nev-rūz u her faslın bahār eyler
Fuzûlî
Arza kıl benden du‘ā ol ma‘den-i insāfa kim
Feyz-i ‘adli ile perişan mülk tapmıştır nizām
Fuzûlî
‘Ālemi gül gibi handān itdi devr-i devleti
‘Ahd-i ‘adli i‘tidāl-ı māh-ı nīsān eyledi
Bâkî
Devr-i ‘adlinde mübāhāt eyleyüp der rüzgār
Kim bu günler ıyd u nev-rūz-ı zamanımdır benim
Nef’î
Neşāt-ı ahd-i ‘adliyle cihān ol denli hurrem-dil
Ki teşhis eylemek güç birbirinden mest ü hüşyārı
Nef’î
Ümīd ile tutalı dāmen-i ‘adāletini
İrişmez oldu giribān-ı mülke dest-i sitem
Fuzûlî
Revīş-i ‘adldedir mertebe-i kurb u kabūl
‘Adlsiz hākime da‘vā-yı hükūmet ne revā
Fuzûlî
Hançer-i bī-dād ile kıydun tarahhum itmedün
Neyledün ey çarh-ı zālim neyledün kān eyledün
Neşâtî
Mülk-i hüsnün böyle zālim padişahı olmagıl
Kim sana zālim dese ‘ādil güvāhı olmagıl
Fuzûlî
Mukadderdür nasîb-i bîş ü kem seng-i ‘adâletle 4a
Ki olmuş ser-nüvişt-i nakş-ı hâtem geh tehî geh pür
Agah
Savâbum da hatâdur gerçi mîzân-ı ‘adâletde
Yine sensin şefî‘üm ‘özr-i hˇâham yâ Rasûla’llâh
Agah
Pâdşâh-i felek-evreng-i ‘adâlet-güster
Revnak-i saltanat ârâyiş-i iklîm ü bilâd
Arpaeminizade Sami
‘Adâlet bî-şümâr ü merhamet bî-had kerem mebzûl
Felekden ehl-i hâcet şimdi bî-kayd-i temennâdur
Arpaeminizade Sami
Mühim-perdâz-i kânûn-i ‘adâletdür ki ahkâmı
Nesak-sâz-i umûr-i mu’dilât-i dîn ü dünyâdur
Arpaeminizade Sami
Tab’ıdur o üstâd-i nesic-bâf-i ‘adâlet
Kim mâha ider hâle gibi câme ketânı
Arpaeminizade Sami
O şâhenşâh-i ‘adl-âyîn-i evreng-i sa’âdet kim
‘Adâlet-pîşedür ‘ahdinde gerdûn-i sitem-mu’tâd
Arpaeminizade Sami
Togup gün gibi zerrîn tâc ile burc-ı sa’âdetden
Yitişdi şarkdan garba ziyâ-yı ‘adl u ihsânı
Baki
Cevrüñe göre vefâ itmeñ gerek sen ‘âşıka
Pâdişâh oldur ki kullara ‘adâlet gösterür
Behişti
Cihânda şimdi râh-ı ‘adl içinde togrı yürür yok
Safâsın dürr-i nazmuñ çeşm-i insâfıyla görür yok
Behişti
Toldu bâzâr-ı cihân bender-i insâfından
Kâfile kâfile kâlâ-yı adâlet geldi
Haşmet
Münteşir oldu adâletle cihâna nâmı
Harekâtın işiden âdeme hayret geldi
Haşmet
Gonce-i gülşen-i ahkâm u adâlet deheni
Müşk-bûy-ı nefesi feyz-i nesîm-i ihsân
Haşmet