(6/115)-
(7/181)- (10/47)
Her zarardan sāye-i ‘adlindedir
āsūde halk
İnnehüm ashābün kehfin innehü
hısnün hasīn
Fuzûlî
Ol kadar āsūde ālem sāye-i ‘adlinde
kim
H˘āb-gāh eyler gazāle pehlu-yı
şīr-i neri
Nef’î
Rişte-i ‘adliyle ger bend etmese
şirāzesin
Tār u mār olurdu eczā-yı kitāb-ı
rüzgār
Nef’i
Cemşīd-i ayş u Dārā-yı dār u gīr
Kisrī-i ‘adl ü ref‘et ü İskender-i
zaman
Bâkî
Gözünde güç göricek dil yapışsa
nola zülfüne
Ki oldur adl zencīri asılmış tāk-ı
Kisrā’dan
İbn-i Kemal
Bir şeh ki eder şer‘ ile kānūnu
kārsāz
Zencīr-i adle beste eder şūr u āfeti
Seyyid Vehbi
Milket-i hüsne kākülün yek-ser
Virdi zencīr-i ‘adl ile ziver
Neşâtî
İrdi nesīm-i ma‘delet-i Kisrī-i
bahār
Zencīr-i ‘adl çekdi çemenzāra
cūy-bār
Bâkî
Meh
cebīnün gurra-i ser-levha-i arş-ı berīn
Gün yüzün “Ve’ş Şems”ü hattun ayet-i “Ve’l-ādiyāt”
Haşimi
Cümle mahlūkun görürsin da‘ima
ahvālini
On sekiz biñ âlemin rızkın virürsin
bî-su‘āl
Cem Sultan
Yok bende bir amel sana şāyeste āh
eger
A‘mālime göre vere ‘adlin cezā baña
Fuzūlî
Nām-ı Muhammedi ile ‘adl-i
Muhammedi
Dīn-i Muhammedi ne müzeyyen düzetdi
Hak
Şeyhî
Atik sıdk u ‘Ömer ‘adl u Mustafa
sīret
Alī fütüvvet ü heybette Hamzā-yı
sāni
Şeyhî
‘Adl ü dād-ı ‘Ömer ü sıdk u safā-yı
sıddık
‘İlm ü irfān-ı Ali hilm ü hayā-yı
‘Osman
Bâkî
Ey ‘Ömer-‘adl ü Ali ‘ilm ü
Aristo-hikmet
Ve’y Hızır-dāniş ü Ahmet-reviş ü
‘İsā-dem
Nef’î
Şāhid-i ‘ādil gözüm yaşıyla gönlüm
odudur
Ārif olan ma‘cerām anlar güvāhımdan
benim
Şeyhî
Da‘vāma yeter şāhid-i ‘ādil bu
kasīde
İsbāta eger lāzım ise mazhar-ı
‘ālem
Nef’î
Çün şitā-yi zulmü ma‘dūm eyledi
sultān-ı şer‘
‘Adl gülzārında açıldı gül-i
hadān-ı şer‘
Hayâlî
Bülbülün kanın alup sürmekden ey
şeh yüzüne
Adlün eyyāmında demdür k’ede
istiğfār gül
Hayâlî
Şāh-ı ādil devridür var gūşmāl it
ey sabā
Bülbüle cevr eylemekden itsün
istiğfār gül
Necātî
Şer‘ ile olsa adâlet cârî35
Bunlarun birisi
olmaz târî
Nabi
‘Adl bir makbul tā ‘attir ki kalmaz
ecrsiz
‘Ādilin elbette kadrin arttırır
Perverdigār
Fuzûlî
Bārgehi mahkeme-i ‘adl ü dād
Dergehi kehfü’l-ümem-i rüzgār
Nef’î
O sultan kim zamān-ı nev-bahār-ı
‘adl-i şāhīde
Yine deryāya rāci bir musaffa
nehr-i cūşāndır
Şeyh Galib
Sensin ol hüsn ü letāfet birle cān
mülkün tutan
Hem gönüller tahtı üzre ‘adl ile
dād eyleyen
Şeyhî
Sen hemān cümle umūrunda adālet
eyle
Gayriye mişkil olan sana olur emr-i
yesīr
Nef’î
Vere memālik-i rūy-ı zemīne ‘adli
şeref
Pür ede dehr-i zamānında inbisāt-ı
amīm
Nef’î
Adlünle ider dehr mizacın felek
ıslah
Şekkerle virür faide bimara benefşe
Necâtî
Ālemi mamur-u ābād eyledikçe ‘adl
ile
Ola hakkında du‘ā-yı müstecāb-ı
rūzgār
Nef’î
O sadr-ı kevkebe-güster ki ‘adl
içün olmuş
Vücūdu mazhar-ı sırr-ı Celāl-i
Rabb-i Rahīm
Nef’î
‘Adli bir gayetde kim devrinde kebg
ü şahbāz
Birbirine āşiyānında gelir mihmān
olur.
Nef’î
Ki ‘adli her ne irāde ederse
hükmünden
Tecāvüz etmege olmaya hergīz imkānı
Nef’î
Hümāyun-pāye Sultan Ahmed-i ‘ādil
ki düşmüştür
Zılāl-i sayebān-ı devleti kevn ü
mekān üzre
Nef’î
Dāver-i ‘ādil ü ālī-nazar u
pāk-nihād
Sāf-der-i pür-dil ü vālā-güher ü
sāf-zamir
Nef’î
Şāh-ı ‘ādil Han Murād ol kim
nesīm-i ‘adl ile
Lutfı bāg-ı ‘ālemi reşk-i gülistān
eyledi
Bâkî
Kapuñda dād umar ey şāh-ı
‘ādil
Dil-i mecnūnı gör dīvāne geldi
Bâkî
Pādişāh-ı ‘ādil ü āli-neseb kim
yaraşır
Etse ger serheng ü der-bān Keykubād
u Kayseri
Nef’î
‘Adldür asl-ı nizâm-ı âlem
‘Adlsüz
saltanat olmaz muhkem
Nabi
Ol cevān-baht ki icrā-yı ‘adālette
müdām
Nesāk-i şer iledir emr-i şerīfi
tev’em
Fuzûlî
Şehā Fuzûlî-i zārım ki devr-i
‘adlinde
Buka-i emn ü emāndır bana makām u
mekān
Fuzûlî
Āb-ı ‘adlünden humārını ider ıslāh
mül
Būy-ı hulkundan sudāına kılur tımār
gül
Necātî
Ālemi gül gibi handān itdi devr-i
devleti
‘Ahd-i ‘adli i‘tidāl-ı māh-ı nīsān
eyledi
Bâkî
Nizām-ı ‘adli o gāyetde kim ba‘id
degül
İderse destini bālīn-i şir-i ücem
Neşâtî
Adālet-pīşe düstūr-ı cihān kim
bīm-i kahrından
Girīzān olmada her kūşeden fitne
şitāb üzere
Neşâtî
‘Adālet-pīşe hākān-ı felek-mesned
Selīm Hān kim
Olur re’y-i münīri mihre rācih
girse mīzāna
Şeyh Galib
Ger olsa münteşīr fermān-ı ‘adli
kūh u sahrāya
Uyur āhū-bere zānū-yı şīrān-jiyān
üzre
Nef’î
Ger olsa feyz-i hükm-i ‘adl ü dādı
‘āleme şāmil
Ederdi beççe-i kebk-i deri şāhbāz
ile bāzı
Nef’î
O şāhenşāh-ı himmet-pīşe
‘adl-endīşe kim re’yi
Sabāhu’l-hayr-ı ikbāl oldu hakka
çār erkāna
Şeyh Galib
Hān Selīm-i ma‘delet-pīrā o
rūşen-re’y kim
Hak-i pāyı olsa lāyık sürme-i
çeşm-i hakīm
Şeyh Galib
Nev nev sipāh īcād eder āheng-i
‘adl ü dād eder
Rūh-ı Resūlü şad eder hakka budur
re’y-i ehem
Şeyh Galib
Karşusında ayagın tursın mülūk el
baglasun
Kendü çıksın bārgāh-ı ‘adle dīvān
eylesün
Bâkî
Sipihr-i izz ü cāha āftāb-ı
zerre-perverdir
Serīr-i ‘adl ü dāda dāver-i dindār
u dānādır
Nef’î
Hak iki ‘ādil Süleymān hakim etmiş
‘ālem
Evvel ü āhir kılıp sırr-ı ‘adālet
āşikār
Fuzûlî
Harīm-i Hak çerāgı saltanāt şem-i
şebistānı
Riyāz-ı ‘adl servi evc-i rahmet
māh-ı tābānı
Fuzûlî
Sipihri pāk idüp şemşīr-i ‘adli
gerd-i zulmetden
Fürūg-ı gevher-i tācı ziyā-bahş ola
dünyāda
Neşâtî
‘Adl mīzānına ur bārī rakīb ile
Cem‘i
Gör ki cevrüñ sanemā cümle beraber
mi çeker
Cem Sultan
Sāhip-kırān denir o hidīv-i
müeyyede
Kim ede Mehdī-veş kadem-i ‘adl ile
kıyām
Şeyh Galib
Ol şeh-süvār-ı memleket-i ‘adl ü dād
kim
Atı öñince olsa revā husrevān revān
Bâkî
Şehr-i dārü’l mülk-i ‘adlin seyr
iden ‘āriflere
Hıtta-i ma‘mūre-i ‘ālem dih-i vīrān
gelir
Bâkî
Sürūra erdi zaman halkı devr-i
‘adlünde
Elemlü gönlüm ile goncadur hemīn
dil-teng
Hayālî
Hüsn-i re’yün āftāb-ı bī-zevāl-i
mülk ü dīn
Lutf-ı tab‘uñ nev-bahār-ı
bī-hazān-ı ma‘delet
Bâkî
Cihānda ‘adl ü dād u fazl u
ihsān
Şeh-i ‘ādil Süleymān Hāne geldi
Bâkî
Adluñ katında cevr ü sitem dād-ı
Keykubād
Hışmuñ yanında lutf u kerem kahr-ı
Kahramān
Bâkî
Togup gün gibi zerrīn tāc ile
burc-ı sa‘adetin
Yitişdi şarktan garba żiyā-yı ‘adl
u ihsānı
Bâkî
Nitekim hıtta-i Bagdadı müşerref
kılmış
Mazhar-ı merhāmet ü ‘adl Mehemmed
Paşa
Fuzûlî
Cihān-ı ‘adl ü kerem āsmān-ı şevket
ü şān
Muhit-i ālem-i cūd āftāb-ı evc-i
himem
Nef’î
Cenāb-ı Han Selīm-i kār-fermā-yı
kerem-mu’tād
Ki oldur himmet ü ‘adli yeniden
eyleyen i‘cād
Şeyh Galib
Eyā sultān-ı ālī-himmet ü ser-dār-ı
‘ādil-dil
Ki sensin gevher-i insāf u dürr-i
ma‘delet kānı
Fuzûlî
Şeb-çerāg-ı zulmet-i zulm ol
vücūd-ı pākdur
Gevherin hakkā ki izhār itdi kān-ı
ma‘delet
Bâkî
Revīş-i ‘adldedir mertebe-i kurb u
kabūl
‘Adlsiz hākime da‘vā-yı hükümet ne
revā
Fuzûlî
‘Adluñ katında cevr ü sitem dād-ı
Keykubād
Hışmuñ yanında lutf u kerem kahr-ı
Kahramān
Bâkî
Mülk-i hüsnün böyle zālim padişahı
olmagıl
Kim sana zālim dese ‘ādil güvāhı
olmagıl
Fuzûlî
Cevre māyil olmasın yari İlahî
kimsenin
Zulmi ādet eylemesün padişāhı
kimsenin
Necātî
Demen kim ‘adli yok yā zulmü çok
her hāl ile olsa
Gönül tahtına andan gayrı sultan
olmasın yā Rab
Fuzûlî
Hançer-i bi-dād ile kıydun tarahhum
itmedün
Neyledün ey çarh-ı zālim neyledün
kān eyledün
Neşâtî
Hān Mehemmed şeh-i ‘ādil ki zamān-ı
‘adli
‘İd ü nev-rūz gibi kıldı cihānı
tezyīn
Bâkî
Niçün kim zāt-ı pākin mazhar-ı
feyz-i ‘adālettir
Bu mülkün her günün nev-rūz u her
faslın bahār eyler
Fuzûlî
Arza kıl benden du‘ā ol ma‘den-i
insāfa kim
Feyz-i ‘adli ile perişan mülk
tapmıştır nizām
Fuzûlî
‘Ālemi gül gibi handān itdi devr-i
devleti
‘Ahd-i ‘adli i‘tidāl-ı māh-ı nīsān
eyledi
Bâkî
Devr-i ‘adlinde mübāhāt eyleyüp der
rüzgār
Kim bu günler ıyd u nev-rūz-ı
zamanımdır benim
Nef’î
Neşāt-ı ahd-i ‘adliyle cihān ol
denli hurrem-dil
Ki teşhis eylemek güç birbirinden
mest ü hüşyārı
Nef’î
Ümīd ile tutalı dāmen-i ‘adāletini
İrişmez oldu giribān-ı mülke dest-i
sitem
Fuzûlî
Revīş-i ‘adldedir mertebe-i kurb u
kabūl
‘Adlsiz hākime da‘vā-yı hükūmet ne
revā
Fuzûlî
Hançer-i bī-dād ile kıydun tarahhum
itmedün
Neyledün ey çarh-ı zālim neyledün
kān eyledün
Neşâtî
Mülk-i hüsnün böyle zālim padişahı
olmagıl
Kim sana zālim dese ‘ādil güvāhı
olmagıl
Fuzûlî
Mukadderdür
nasîb-i bîş ü kem seng-i ‘adâletle 4a
Ki olmuş ser-nüvişt-i nakş-ı hâtem geh tehî geh pür
Agah
Savâbum da
hatâdur gerçi mîzân-ı ‘adâletde
Yine sensin şefî‘üm ‘özr-i hˇâham yâ Rasûla’llâh
Agah
Pâdşâh-i
felek-evreng-i ‘adâlet-güster
Revnak-i saltanat ârâyiş-i iklîm ü bilâd
Arpaeminizade Sami
‘Adâlet bî-şümâr
ü merhamet bî-had kerem mebzûl
Felekden ehl-i hâcet şimdi bî-kayd-i temennâdur
Arpaeminizade Sami
Mühim-perdâz-i
kânûn-i ‘adâletdür ki ahkâmı
Nesak-sâz-i umûr-i mu’dilât-i dîn ü dünyâdur
Arpaeminizade Sami
Tab’ıdur o
üstâd-i nesic-bâf-i ‘adâlet
Kim mâha ider hâle gibi câme ketânı
Arpaeminizade Sami
O şâhenşâh-i
‘adl-âyîn-i evreng-i sa’âdet kim
‘Adâlet-pîşedür ‘ahdinde gerdûn-i sitem-mu’tâd
Arpaeminizade Sami
Togup
gün gibi zerrîn tâc ile burc-ı sa’âdetden
Yitişdi
şarkdan garba ziyâ-yı ‘adl u ihsânı
Baki
Cevrüñe göre vefâ itmeñ gerek sen ‘âşıka
Pâdişâh oldur ki kullara ‘adâlet gösterür
Behişti
Cihânda şimdi râh-ı ‘adl içinde togrı yürür yok
Safâsın dürr-i nazmuñ çeşm-i insâfıyla görür yok
Behişti
Toldu bâzâr-ı cihân bender-i insâfından
Kâfile kâfile kâlâ-yı adâlet geldi
Haşmet
Münteşir oldu adâletle cihâna nâmı
Harekâtın işiden âdeme hayret geldi
Haşmet
Gonce-i gülşen-i ahkâm u adâlet deheni
Müşk-bûy-ı nefesi feyz-i nesîm-i ihsân
Haşmet
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder