31 Ekim 2013 Perşembe

KAYNAK BEYİTLER

Zîbâ ruhundan oldı lebün ey kamer lezîz
Gün germ olınca lâ-cerem olur semer lezîz
Necâtî
Bir cevâb alabileydüm dehenünden cânâ
Dil-i bîmârumı ol sâ’at ideydüm ihyâ
Âlî
Bilmez idüm bilmek agzun sırrını düşvâr imiş
Agzunı dirlerdi yok didüklerince var imiş
Fuzûlî
Bir kemândur dôstum ol kaşlarun mûyı bana
Kim urur cân u dile bir demde bin tîr-i cefâ
Figânî
Kaşlarun yayını kur kim cân olur kurbân ana
Tîr-i gamzen gizle kim lâzım degül peykân ana
Muhibbî
Bakış ile sîneye tîrin kaçan cânân atar
Ana bir gezden nişân olmaga âlem cân atar
Sadrî
Tîgün ile gel şikâf it sînemi mânend-i kâf
Dönmeyem bâr-ı belâdan ger olursa kûh-ı Kâf
Yahyâ
Tîg-i mahabbetünle yürek pâre pâredür
Her pâre tîr-i gamze ile yâre yâredür
Emrî
Hancerün aksi nigârâ sîne-i sad-çâkde
Şekl-i mâhîdür ki tasvîr eylemişler hâkde
Münîrî
Ser-defter-i hûbânsın eyâ serv-i sehî-kad
Yok sencileyin şimdi güzellerde ser-âmed
Nâmî
Serv ile gül çemende ki turup oturdılar
Bu kadd ü bu izârı yine sende gördiler
Hayâlî
Ey meh şu’â sanma ki hüsnünden âftâb
Barmakların yüzine tutar eyleyüp hicâb
Emrî
Subh-ı sâdık togar ol mihr-i dırahşân gelmez
Kara ahşamlar olur ol meh-i tâbân gelmez
Meylî-i Bursevî
Ruhlarun kıldı münevver âlemi ey meh-likâ
Kim bulardan kesb ider şems ü kamer nûr u ziyâ
Hüsâmî
Kıldı ol serv seher nâz ile hammâma hırâm
Şem-i ruhsârı ile oldı münevver hammâm
Fuzûlî
Bir cevân-ı bî-bedel gördüm bugün hammâmda
Zerrece noksânı yokdur cümleten endâmda
Adlî
Hatt u lebün ki Hızr u Mesîhâ nişânıdur
Ben hastenün biri eceli biri cânıdur
Kâmî
Gam degül bî-hâl olursa hüsnün evrâkında hat
Resmdür âriflere nâme yazarlar bî-nukat
Ahmed Paşa
Beni Mecnûn bilürler hâlet-i Leylîyi bilmezler
Çekerler bend-i zencîre nedür sevdâyı bilmezler
Şemsî Paşa
Daglar nâle kılup tîşeler itdi feryâd
Virdüginde gam-ı Şîrîn ile cânın Ferhâd
Sânî
Deşt-i gamda gördügüm Mecnûn-ı nâ-şâd eylemez
İtdügüm kârı belâ deştinde Ferhâd eylemez
Figânî
Nâz-perver işve-gersin şûhsın tannâzsın
Dil-rübâlar içre hüsn ü ân ile mümtâzsın
Nev’î
Nedür bu handeler bu işveler bu nâz u istignâ
Nedür bu cilvelerle şîveler bu kâmet-i bâlâ
Bâkî
Cânân odur ki âşık idince ana niyâz
Her bir niyâzına kıla anun hezâr nâz
Zarîfî
Cânân odur ki nakşı güzel bir nigâr ola
Hûb u latîf ü nâzük ola şîve-kâr ola
Şevkî Efendi
Ol nigârun çeşmi âfet gamzesi gammâz imiş
Şehrümüz dil-berlerinden cümleden mümtâz imiş
İshâk
Bir devâsuz derd imiş gam yok durur dermân ana
Bir aceb vâdî imiş fürkat ki yok pâyân ana
Hayretî
Künc-i gamda hem-nişînüm mihnet ü derd ü anâ
Hüzn enîsüm gussa eglencem celîsümdür belâ
Askerî
Harîm-i Ka’be-i kûyun yiter penâh bana
Harâm ola dahi bir gayrı secde-gâh bana
Ahmed Paşa
Bir serây-ı dil-güşâdur kûyun ey hûr-sirişt
Kim anun yanında bir kasr-ı müsemmendür behişt
Emrî
Âh itdügüm efendi senden degül şikâyet
Bir pâre haste gönlüm bulur anunla râhat
Figânî
Âh itdügümce toldı felekler şerâr ile
Döndüm şol âteşe tağıla rûzgâr ile
Âlî
Derd ü gam bezmine kaddüm gibi bir çeng olmaz
Nâylar nâlelerüm sâzına âheng olmaz
Bâkî
Nâylar bil bagladılar bana dem-sâz olmaga
Nâleme bezm-i belâlarda hem-âgâz olmaga
Sun’i
Mihr-i rûyunla münevver kıldun ey meh hânemüz
Rûşen olmışdur felekde gün gibi kâşânemüz
Kâbilî
Nûr ile toldı külbe-i ahzân geçen gice
Bizi müşerref eyledi cânân geçen gice
Necâtî
Görmedüm bir mâh-rû âlemde ben agyârsuz
Gül-şen içre nitekim bir gül açılmaz hârsuz
Muhibbî
Yâr cevri bir yana agyâr cevri bir yana
Gel gidelüm ey gönül sen bir yana ben bir yana
Necâtî
Dirîgâ bezm-i agyâra düşüp hûr u hakîr olduk
Bizi kurtar İlâhî kâfiristâna esîr olduk
Nâmî
Geldi kenâr-ı la’lüne hatt-ı müzevvirün
Nûşînrevâna Bahtek ider san vezirlik
Sarıca Kemal
Olmadan Ebreheveş seng-zen-i Ka’be-i dil
Düşmen-i Ka’be’ye ur seni ebâbil gibi
Nâbî
Şeh-nâme-i belâgatüme iştiyâk ile
Ger-dide kaldı dîde-i rûh-ı Sebük Tigin
Eşref Paşa
Karıştırır seni kirli müneccimân âhir
Karışma işine Hakkın misâl-i Zîc-i Uluğ
İzzet Molla
Dünyâyı kadîm anladı kimi kimi hadîs
Nûh anladuğın oğlu iken bilmedi Yâfis
Rûhî
Eger olursa müfredde vukû-ı şirkete mâni’
Olur cüz’î ‘alem olsa misâl-i Nûh olur ya Hâm
Karamanlı Aynî
Ger ibrâz-ı hüner itse bu dem Zerdüşt-i sâhib-Zend
Şerâr-ı seng olur mânend-i erzen müncemid peydâ
Sâmî
N’ola kan dökmekte mâhir olsa çeşmim merdümi
Nutfe-i Kâbil’dir ü gamzen kimi üstâdı var
Fuzûlî
Hazret-i Dâvûd-ı ‘aşka uymayan bî-mezhebin
Nefs-i şûm u ser-keşi hem-sîret-i Câlût olur
Antepli Aynî
Bu gün adun olaydı dilde Kıtmîr
Bulaydun Yemlihâ-yı yâr olaydun
Karamanlı Aynî
Mükedder kılmasın gerd-i küduret çeşme-i canı
Bilirsin ab-ı ruy-i milket-i Osmaniyiz cana
Baki
Ursa yüzüne subh-dem ol gül-izar ab
Didar cezbesinden olur bi-karar ab
Ahmed Paşa
Hasenim etme iba Al-i aba hakkıyiçün
 Sana ben hayli zaman oldu abayı yakalı
Muallim Naci
Buldular ol binişandan çok nişan abdallar,
Lamekan ilinde tuttular mekan abdallar
Hayreti
Veli kuy-i harabat içre rüsvay olmuşuz amma
Biz ol abdal-ı aşıkız ta ezel ma’zursuz ey zahid
Zati
Abdal-ı aşk olup yalın ayak başı kabak
Sahraya düştü aşık-ı şaride-var serv
Mesihi
Her tarafta çekmişem sinemde şekl-i Zülfikar
Baş açık abdalınam gitmez dilimden “Ya Ali”
Zülali
Abgine içinde mey gibidir
Leb-i la’lin hayali dilde müdam
Baki
Berk urur revzenlerinden abgine camlar
Gösterir dünyada cennet olduğun günden ıyan
Nef’i
Gün yüzünden utanıp ab-ı revan
Meskenin etdi vera-yı zulumat
Hakani
Ben senin ab-ı hayat-ı lebinin teşnesiyim
Talib-i çeşme-i hayvan isem insan değilim
Yemişehirli Avni
Ab-ı hayat olmayacak kısmet ey gönül
Bin yıl gerekse Hızır ile seyr-i Skender et
Zeynep Hatun
Tatlı sözler gelir şirin lebinden dilberin
Ab-ı hayvandır sanasın çeşme-i candan tamar
Ahmed Paşa
Arzu-yu Kevser ile geçme meyden zahida
Arif isen geç ümid-i bahşiş-i nadaneden
Fehim
Kaddine karşı gözüm nicesi yaş dökmeye kim
Demiş ol serv-i revan ab-ı revanı severem
Ahmed Paşa
Salih ü abid musalli kavli sadık bendedir
Can u gönülden müdam eski duacındır şeha
Yahya Bey
 Ruyun tabibi etti sifidac-ı subh ile
Yüzünün abraşına semanın deva seher
Necati
Ey melek-ru ab u gilden çıkmadan Adem henüz
Çah-ı Babil’de gözün Harut’a sihr-amuz idi
Ahmed Paşa
Ne ateş ü bad u ne ab u gil idim cana
Sen serv-i heva-bahşa ben mail idim cana
Hayreti
Tünd-bad-ı kahr ile ol bir nazar
Kavm-i Ad’ı eyledi zir ü zeber
Emri
Tiğ-i kahrın kanda kim oynada berk-i süznak
Bir azab ebrin sürer k’anın ecel baranıdır.
Ahmed Paşa
Bir dem muradım üstüne devr eylemez felek
Ab istesem serab-ı ademden nişan verir
Nef’i
Can verir ademe endişe-yi sahbayı adem
Cevher-i can mı aceb cevher-i manayı adem
Akif Paşa
Bildiğiyçün sulb-i pakinden zuhurun ya Rasul
Etmedi “la-takreba” nehyinden Adem ictinab
Yahya Bey
Hoşça bak zatına kim zübde-i alemsin sen
Merdüm-i dide-i ekvan olan ademsin sen
Şeyh Galip
Dür-i dendanuna ey ağzı sadef öyküneli
Dür-i derya-yı Aden lü’lü-yi lala geçinir
Hisali
Dedim sadef midir şol ağız yahud dişlerin
Dürri midir ya dirr-i Aden dedi ikisi de
Şeyhi
Şeh-i iklim-i aşkam itibarım seyre manidir
Geda şeklinde anunçün dolandım ben bu bazarı
Aşki
Geh müneccim arayıp geh remmal
Açtırır bahtı için gahice fal
Sünbülzade Vehbi
Gitse olur ateş-i cihan-suz
Durdukta bir afet-i dilefruz
Ziya Paşa
Afet mi nesin ah nesin sen nesin ey can
Her derdim unuttum da senin aşkına düştüm
Laedri
Ne gördüm ah aman el-aman bir afet-i can
Gelip yanımda güneş gibi oldu lem’a-nisar
Nedim
Ser-nigün eyledi tubayı ol afet-kamet
Doğrusu anculayın var mı kayamet-kamet
Celali
Neş’e vü naz ile gonca-i handan geliyor
Nakd-i ömrüm güzelim afet-i devran geliyor
Arif
Afet-i can dediler gamze-yi celladın için
Nahl-i gül söylediler kamet-i şimşadın için
Nedim
Bir afet-i devrana gönül verdi Hisali
Kim ruhları güldür saçı sünbül lebi şeker
Hisali
Dil cam-ı meyle mukre-i zer gibi saf olur
Zira ki hamı puhte kılır tab-ı afitab
Nev’i
Sana haşa benzedem afyon u berşin neş’esin
Anların dahi hususa keyfini kem bulamadım
Nef’i
Öğme şarabı zemmedip afyonu sakiya
Açtırma ehl-i keyfe kutunun kapağını
Fenni
Arak içme yeme afyonu asla
Çekip esrarı olma halka rüsva
Ayni
Ramazanda sarıp afyona kefen
Mideni mürdeye etme medfen
Nabi
Elde kalır mı insaf et inan-ı ihtiyar
Yekketaz-ı naz o tıfl-i nev-süvarımdır benim
Seyyid Vehbi
Kadimidir hukuku bülbülün güllerle gayette
Ağaç ata bile binmişler eyyam-ı sabavette
Cinani
Arz etme ana yok yere gel tişe-i ahı
Korkutmak ile nahl-i emel bar-ver olmaz
Cem’i
Eylemez secde-i eşcar-ı şeb-i Kadr’e nigah
Cilve-i kamet ü kaddinden olanlar agah
Naili
İdemez ‘akl-ı kavî-re’y ‘aşk-ı sultân ile bahs
Gerçi kim mûr-ı za‘îf itmiş Süleymân ile bahs
Usûlî
irfân ile düşdükce n’ola bahs eylesem
Vakt olur mûr-ı za‘îf eyler Süleymân ile bahs
Hayretî Dîvânı
Derd-i ‘ışkı ‘âşık-ı gam-hâre sor her lukme-hâr
İdemez hikmet makâlâtında Lukmân ile bahs
Usûlî Dîvânı
Niçün düşer yüzi ‘îdinde dil zenehdâna
Gerek ki ‘îdde zindândan oluna idi halâs
Ahmet Paşa
Halâs olımadı dil kayd-ı bend-i zülfüñden
Hatında okıdı biñ kerre sûre-i İhlâs
Necâtî Bey
Tefâhur eyle Fuzûlî ki andan özge degül
Saña zemânede nakş-ı sahife-i İhlâs
Fuzûlî
Ne ezilür ne kesilür saçuñla gamzeñden
Gerek boğazla Necâtî kuluñ begüm gerek as
Necâtî Bey
Hâlüñüñ devrinde ruhsâruñla hoş-demdür göñül
Kim harîfi birle olur âdeme tâg üsti bâğ
Mesîhî
Bîsütûnı gülşen itmiş hân-ı çeşm-i kûhken
‘Âşıka sevdâ-yı vasl-ı yâr ile tâğ üsti bâğ
Bâkî
Sînesine yakmada şem‘-i ruhuñ şevk ile dâğ
Mâh-ı enver mihr-i âlem-tâbdan yakar çerâğ
Bâkî
Bu kat kat kan ile dolmuş dili cânâna tabşırdum
Vefâ tomarını bir gonca-i handâna tabşırdum
Hayâlî Bey
Hadeng-i gamzesi peykânına göñlümde yer itdüm
Züleyhâveş dirîgâ Yûsuf’um zindâna tabşırdum
Hayâlî Bey
Hayâl-i la‘l ki çeşmümde yer itdüm Zelîhâveş
Dirîgâ Yûsuf-ı Ken‘ân’umı zindâna tabşırdum
Âlî
Hayâlî nakşına bakup güşâde olmağa dâ‘im
Bu şi‘r-i nâzenînüm defter ü dîvâna tabşırdum
Hayâlî
Hayâlî dermege hilm-i edeb gevherlerin bir bir
Yaşum etfâlinüñ alup elin ummâna tabşırdum
Hayâlî Bey
Dil-i pür-derd-i mecrûhı der-i cânâne tabşırdum
Varup dârü’ş-şifâya yine bir dîvâne tabşırdum
Bâkî
Bulup gönlüm lebinde zülfünün kıldum giriftârı
Yine dârü’ş-şifâya bir güzel dîvâne tabşırdum
Hayâlî Bey
Gel ey bülbül belâ küncinde haldaş ol baña
‘Âşık iseñ gel tarîk-ı gamda yoldaş ol baña
Hayretî
Cân ile şâgird olup üstâd-ı ‘ışka gül gibi
Gel Bahâristân okıyalum sebakdâş ol baña
Hayretî
Geçmişüz tâc u kabâdan olalı ‘ışka mürîd
Ger sorarsañ bizi Mecnûn’a çıkar silsilemüz
İshak çelebi
Görse bu sûret ile Mısr-ı melâhatde seni
Cân virüp almaz idi Yûsuf-ı Ken‘ân’ı ‘Azîz
İshak Çelebi
Yine bir pâdişehüñ kulı kulunuñ kuluyuz
İşiginde itiyüz şimdi be-gâyet uluyuz
İshak Çelebi
Kapuñdan dûr alan bâğ-ı İrem’de idemez ârâm
Garîbe nesne gelmez dâr-ı dünyâda vatandan yeg
İshak Çelebi
Ölmez ol serv-i kabâ-pûşı der-âgûş eyleyen
Tâze cân bulur çeküp câm-ı lebüñ nûş eyleyen
İshak Çelebi
Ey lebi mey-gûn ölürse nâr-ı hicrüñden Mesîh
Haşre dek anuñ mezârından gele bûy-ı kebâb
Mesîhî
Melâmet mülkini açdum ser-â-ser tîğ-ı âhumdan
Bugün ben pâdişâh-ı mülk-i ‘ışkam bir diyâr aldum
Zâtî
                   Hırmenünden k.enbiyâ vü evliyâdur hûşe-çîn
                   Âdem umar dâne-i gendüm Halîlu.llâh .ades
Şeyhî
Kiştzâr-ı mu.cizâtunda senün bir hûşedür
Gendüm-i Âdem Halîlu.llâh eken biçen ades
Rûşenî,
Dâne içün dâm-ı hırsa düşse tan mı murg-ı dil
Anda k Âdem gözleye gendüm Halîlu.llâh ades15
Âhî
Hâl ü hatı bize ades ü sebzezârdur
Minnet Halîl hânına selvâ nedür ya men
Şeyhî
Men tiler men ol yüzi üzre dâyim hâlini
Çün Halîlu.llâh hânında kerek dâyim ades
Harezmli Hâfız,
Hüsnün ziyâfetinde benün çokluğı budur
Dâyim Halîlün illere hân-ı ades ola
Karamanlı Aynî,
Hâl-i müşgînün ruhunda yaraşur kılma nihân
Çün Halîlün hânıdur kem olmasun andan ades
Cem Sultan,
Kim fülfüle benzetse benün yüzi karadur20
Kim fülfüli yig gördi Halîlün adesinden21
Ahmet Paşa,
Ey Halîlüm ne aceb hüsnün gülistânunda biz
Mezra-ı la’lünde cân ekdükçe biter mercimek
Necâtî Bey
Gönlümi zülfinde hâliyle konuklar ol Halîl
Dâneler ihzâr ider bir gicelik mihmânına 23
Mesihî,
Dîdâr ile ahbâbın ider yâr ziyâfet
Hâl-i ruhını hân-ı Halîle ades eyler24
Nev’î,
Cân murgına gıdâ-yı ruh olmaya münasib
Hâl-i ruhun Halîlüm şeh-dâne bir adesdür25
Behiştî
Ka’be gibi yine müstagrak-ı envâr olmış
Ey Halîlüm yüzün üstindeki hâlün adesi
Yahyâ Bey
Benzer ol pervâneye hâlün ki şevk ile revân
Cân atup şem.-i cemâlünde küyünmiş nâgehân
                        Yâ sevâd-ı ayn-ı âşık yâ adesdür bî-gümân
Hey yolında öldügüm kurbânlar oldugum Halîl
Yahyâ Bey,
Arz itdi hâl-i la’lini agyâra âh kim
Islanmaz ol Halîlümün agzında mercimek
Yahyâ Bey
Hâlün Halîlüm öptüm uyurken didüm didi
Islanmaz agzun içre senün Zâtî mercimek29
Zâtî
Rûmda bir beg iken halüne bendeş geçinür
Nice kanum kurıdur gör ki Halîlüm adesi30
Zâtî
Hâlün hayâli hûnı revân itdi dîdeden
Dirlerdi gerçi kat ider halpdur demi ades
Emrî
Çıhâr rükn-i anâsır olunca mazhar-ı “Kün”
Mürekkeb oldı ‘ademden cevâhir-i eczâ
Râmî
Debistân-ı kıdemde ol Debîr-i Lem-yezel’sin kim
İki harf ile kıldıñ on sekiz biñ ‘âlemi imlâ
Âlî
Yok bende bir amel sana şâyeste âh eğer
A’mâlime göre vere adlin cezâ bana
Fuzuli
Haste-i ışkam lebünden özge olmadı ilac
Faide kılmadı çok cehd itdi Calinus ana
Muhibbi


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder